E-GAZETE
KARİKATÜR

Emekli Albay Hasan Atilla Uğur: Öcalan'a elini veren kolunu kaptırır

Ergenekon davasında savunması alınan emekli Albay Hasan Atilla Uğur, "Abdullah Öcalan'a elini veren kolunu kaptırır. Sorgularken Barış Manço'nun ölüm haberi geldi. Gözlerini açarak, 'Ben de üzüldüm. Barış Manço'yu kim öldürmüş' diye sordu. O bir paranoyaktır" dedi.

21 Mayıs 2013 Salı 21:31
 STANBUL – İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 66'sı tutuklu 275 sanıklı Ergenekon davasının 301. duruşması görüldü. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Gazeteci Tuncay Özkan ve eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin'in de aralarında bulunduğu 37 tutuklu sanık hazır bulundu. 

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ve YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler'in de aralarında bulunduğu 29 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı. Başka suçtan tutuklu bu davadan tutuksuz yargılanan Yalçın Küçük ve Sami Hoştan da duruşmaya katıldı. 


‘İDDİALARIN TAMAMI YALAN’ 
Duruşmada, sanık emekli Albay Hasan Atilla Uğur, savcılar tarafından sunulan 2 bin 271 sayfalık mütalaaya ilişkin savunmasını yaptı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, “Avukatınız burada hazır. Savunma yapmaya hazır mısınız” diye sorunca Uğur, “Savunma yapmaya hazır değilim. Ama çeşitli iddialara ilişkin beyanlarda bulunacağım” diye konuştu. Sanıkların 'Darbeye teşebbüs' iddiasıyla suçlandığını söyleyen Uğur, "Cinayet, hırsızlık gibi suçlarla ilgili hazırlanan iddianamelerde bile suç tarihi ve saati yazılır. Bu mütalaada suç tarihleri farklı. Darbe teşebbüsü 2003, 2006, 2009 ve 2011 mi, belli değil. İddianame ve mütalaaya göre sürekli darbe paranoyası içinde yaşayan insanlar var. Sürekli darbe teşebbüsü içindeler. Böyle saçma bir şey olamaz. İddiaların tamamı külliyen yalandır. Mütalaada somut suç isnat edilmemiştir, somut delil ortaya konmamıştır” dedi. 


‘KOMPLO ROMANI’ 
Yasalar değişmese idamla yargılanacağını ifade eden Uğur, "Dava 6 yıldır devam etmektedir. 18 Mart günü açıklanan mütalaa gerçek dışı, hukuksuzdur. Mütalaanın dili, iddianame diliyle aynıdır. Komplo romanı oluşturulmuştur" ifadelerini kullandı. 2 saatlik son savunma süresini eleştiren Uğur, dosyada milyonlarca sayfa olduğunu, mahkemenin bu uygulamayla ileride mahkumiyet kararı vereceğini, bunun da ihsası rey anlamına geldiğini savundu. 


‘ÖCALAN BİR PARANOYAKTIR’ 
Emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Abdullah Öcalan'ın Türkiye 'ye getirildiğinde sorgusuna katıldığını anlatarak "Apo kendisiyle konuşanı tartar. Elini veren kolunu kaptırır. Sorgularken Barış Manço'nun ölüm haberi geldi. Bize dönüp gözlerini açarak 'Ben de üzüldüm. Barış Manço'yu kim öldürmüş' diye sordu. O bir paranoyaktır" dedi. 


‘DİNLEME KAYITLARI YASAL’ 
Uğur, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı’nda, dönemin İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün makamında, Mustafa Balbay, Mehmet Emin Karamehmet ve Cem Uzan'ın da aralarında bulunduğu bazı kişilerle 2003 yılında yapılan görüşmelerin habersizce kayda alındığı iddialarına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Dönemin Teknik Takip Daire Başkanı olan Uğur, “İstihbarat Başkanı’nın makam odasında yapılan ve kayda alınan görüşmeler tamamen Jandarma Genel Komutanı’nın (Şener Eruygur) emir ve direktifleri doğrultusunda yapılmıştır. İstişare edilecek konular, sorulacak sorular ve davet edilecek kişiler komutan tarafından belirlenmiştir. Orası, amiyane tabir ile ‘dingonun ahırı’ değildir. Jandarma teşkilatının istihbarat başkanlığıdır. Kendiliğinden gelen ve komutanın emirleri alındıktan sonra görüşülen, istişarelerde bulunulan insanlar da vardır. Bu görüşmeler emirle kayda alınmış ve tape edilmiştir. Bana göre bu son derece faydalı ve hatta isabetli olmuştur. Çünkü tape içerikleri incelendiğinde suç unsuru olduğu iddia olunabilecek bir tek hususun olmadığı görülmektedir. Levent Ersöz'ün yazılı ve sözlü ifadesinde belirttiği gibi ben bu görüşmelerden yalnız bir kaçına katıldım. Görev yerim karargâhtan oldukça uzakta olduğu için, emir verildiği zaman geliyordum” diye konuştu. 


‘KİMSEYİ FİŞLEMEDİM’ 
“Jandarma Genel Komutanlığı’nda yasadışı dinleme yapıldığına dair bir tek delil gösterilememiştir” diyen Uğur, “Mahkemenizin resen komutanlığa sorduğu soruya cevap verilmiş ve bu cevapta 2002-2003-2004 yıllarında ne kadar dinleme ve hangi yasaya göre nasıl yapıldığı ayrıntılı olarak bildirilmiştir. Ancak mütalâayı yazan muhteremler için bunun bir önemi yoktur, çünkü o resmi yazı niteliğindeki cevabı değerlendirmiş olsalar iddialarının hemen tamamı çöpe gidecekti” ifadelerini kullandı. 

Uğur, “Netice itibarı ile ben kimseyi fişlemedim, kişisel verilerini kaydetmedim, ben istihbarat görevlisiyim ve vazifemi yaptım. Ve de bu husus o tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre suç değildir. O görüşmelerin kayda alınması için mahkeme kararı alınmasına o dönem için ihtiyaç ve zorunluluk yoktur” dedi. 


SERPİL KIRKESER / DHA
Yükleniyor...