E-GAZETE
KARİKATÜR

Rumların silahları

26 Aralık 2013, 23:31
Prof.Dr.Ata ATUN
Rumların Silahları
 
Hemen hemen Girne’ye her gittiğimde, Karaoğlanoğlu Şehitliğine uğrar, 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı'da şehit olan askerlerimizin kabirlerini ziyaret eder, "Mekanları Cennet, Ruhları şad olsun, Nurlar içinde yatsınlar" diyerek ruhlarına Fatiha okurum.
 
O günleri ve o günlerin gerisindeki soykırıma uğradığımız yılları yaşadığım için de şehitlerimizin biz Kıbrıslı Türkleri ikinci bir mezalimden, toptan bir yok oluştan kurtarmak için adaya ayak bastıklarını asla unutmam. Onlar gelmeseydi, 15 darbesinin arkasından ilan edilen "Kıbrıs Helen Cumhuriyeti"nin Cumhurbaşkanı koltuğuna seçimsiz, Yunanistan'daki Albaylar Cuntasından gelen talimatla oturan EOKA'cı katil Nikos Sampson'un adayı Yunanistan'a ilhak etmesine karşı çıktığımız ve kabul etmediğimiz için çıkan çatışmada öldürülmüş, Mağusa'mızın bir yerine gömülmüş ve toprağın altında yatıyor olacaktım.
 
Yunanistan'a ilhak edilmiş, yani ENOSİS'i gerçekleştirmiş Kıbrıs Helen Cumhuriyeti'ne karşı çıkmamış, başımızı eğip kabul etmiş olsaydık bile gene bir bahane ile toprağın altına gönderilmiş veya her şeyimizi arkada bırakıp, sadece giysilerimiz ile bir yerlere kaçmış, sıfırdan yeni bir hayata başlamış olacaktık.
 
Karaoğlanoğlu Şehitliğine yolunuz düşerse, şehitlikten çıktıktan sonra 1974 Mutlu Barış Harekatında Rum Milli Muhafız Ordusundan (RMMO) ele geçirilen silahların, araç ve gereçlerin sergilendiği "Açık Hava Müzesi"ni de ziyaret edin lütfen.
 
Bu inceleme gezisi esnasında bu ateşli silahların, zırhlıların, tankların, topların, tüfeklerin, havanların ve diğer askeri silahların kime veya da kimlere karşı kullanılmak üzere, kimin parası ile satın alındığını düşünün, beyninizin içinde bir beyin fırtınası yaratıp sorgulama zinciri kurun…
 
Sorgulama zincirinin sonuna yanıt olarak "Kıbrıslı Türklere karşı alınmıştır" açıklaması gelecektir. Bu silahların bizleri Kıbrıs adasından yok etmek ve adayı Rumlaştırmak için alınmış olduğu ortaya çıkacaktır, hem de bizim kendi paramızla… Dünyanın çeşitli kredi kuruluşlarından Kıbrıslı Türklerin yüzde 30 oranla kurucu ortağı olduğu 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'ne Kalkınma amaçlı gönderilmiş paraların, Kıbrıslı Türklere verilmeyen yüzde 30’luk kısmı ile alındı bu silahlar.   
 
1960-1963 yılları arasında Maliye Bakanlığı Rumların elinde olduğundan, Kıbrıslı Türklerin de kurucu ortağı olduğu 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Türk yerleşim bölgelerine bir tek kuruşluk yatırım yapılmadı, Türklerden her tür vergi toplanmasına rağmen.
 
1963-1974 döneminde ise Türk bölgelerine yatırım yapılmasını bırakın bir kenara, Türklerin can korkusu ile terk ettikleri bölgeler yerle bir edildi. Baf şehrinde Cami-i Cedid yani Yeni Cami'nin yerle bir edilip, yerine park yeri yapıldığı gibi…
 
Bu soykırım yılları içinde Türkiye'den gönderilen para, yiyecek ve giyecek ile yaşamlarını sürdürmeye çalışan Kıbrıslı Türklerden, gümrük, harç, ücret gibi dolaylı vergilerle para tahsil eden Makarios hükümeti bunların hepsini yine Kıbrıslı Türklerin insanca yaşamlarına katkı koymak yerine Kıbrıslı Türkleri yok etmek için silaha yatırdı. İşte, Karaoğlanoğlu Şehitliği yanındaki "Açık hava Müzesinde" teşhir edilen silahlar, işte Kıbrıslı Türklerinden zorla sağılan paralarla gene kendilerine karşı kullanmak amacı ile alınmış olan silahlardır.
 
Bir de Kıbrıslı Rumların, Rusya'dan aldığı S-300 füzeleri var. Kendilerine sorarsanız "kuş avlamak" için aldık derler.
 
Kıbrıs Rum yönetiminin Rusya’dan satın aldığı, ancak Türkiye’nin sert tepkisi üzerine 1998 yılında Kıbrıs yerine Yunanistan’ın Girit adasına konuşlandırılan S-300 füzelerinin ilk deneme atışı, satın almanın üzerinden geçen 15 yılın ardından, geçen haftalar içinde yapıldı.
 
Bu füzeler, herhangi bir yerden veya konumdan, düşmana ait bir mevziiye veya yerleşim yerine atılabilen, yani bir noktadan başka bir noktayı vuran, başlıklı veya başlıksız balistik bir silah değil, karadan havaya uçak veya helikopterleri vurmak amaçlı kullanılan bir hava savunma silahı.
 
Resmin bütününe dikkatli bakınca kapıda bekleyen tehlikeye karşı uyanık olmamız gerektiği ortada. İlerisi için, gelecek için karar vereceksek, “çok dikkatli olma” mecburiyeti ise 1963-1974 yıllarında yaşadığımız soykırımdan almış olduğumuz derslerin içinde yatıyor...
 
 Ata ATUN
e-mail: ata@kk.tc
http://www.twitter.com/ataatun
http://www.ataatun.com 
27 Aralık 2013
    
Bu makale 19 kez okundu
Yükleniyor...